Yolların Sahibi Kim, Çukurun Sorumlusu Kim?
Şehrin trafiğinde ilerlerken aracınızın aniden bir çukura girmesi, o küt sesi duymanız ve ardından gelen “Acaba bir şey oldu mu?” endişesi... Hepimizin en az bir kez yaşadığı bu durum, aslında sadece bir sürüş kazası değil, derin bir idari sorumluluk meselesidir. Peki, hayatımızı doğrudan etkileyen bu altyapı eksikliklerinde kapısını çalmamız gereken adres neresidir?
Sorumluluk Kimde? Karmaşayı Çözmek
Yolların hukuki statüsü, aslında bir harita gibi farklı idarelere dağıtılmıştır. 5393 sayılı Belediye Kanunu, belediyelere sadece yol yapma değil, bu yolu ulusal standartlarda, sürüş güvenliğini tehdit etmeyecek şekilde koruma görevi verir.
Ancak büyükşehirlerde yetki karmaşası daha belirgindir: 5216 sayılı Kanun, meydanlar, bulvarlar ve ana arterlerin sorumluluğunu büyükşehir belediyelerine yüklerken; mahalle arasındaki tali yollar ve dar sokakların bakımını ilçe belediyelerine bırakır. Bir de işin içine transit geçiş güzergâhları girdiğinde, Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) devreye girer. Yani, "yolun sahibi" yolun niteliğine göre değişir. Husumet yöneltmeden önce yolun kimin sorumluluk alanında olduğunu doğru tespit etmek, hakkınızı aramanın ilk ve en önemli adımıdır.
“Haberimiz Yoktu” Savunması Artık Geçerli Değil
İdare hukukunda sorumluluk, özel hukuktan farklı olarak "hizmet kusuru" prensibine dayanır. İdarenin "yoldaki çukurdan haberimiz yoktu" diyerek sorumluluktan kaçması, günümüz hukuk pratiğinde artık kabul görmeyen bir savunmadır. İdarenin yolları sürekli denetim altında tutma yükümlülüğü vardır.
Bu hizmet kusuru üç şekilde karşımıza çıkar:
Hiç işlemeyen hizmet: Çukurun kaderine terk edilmesi.
Geç işleyen hizmet: Şikâyetlere rağmen onarımın aylarca yapılmaması.
Kötü işleyen hizmet: Yanlış malzeme veya hatalı mühendislikle yapılan, ilk yağmurda eski halini alan "yamalar."
Mülkiyet Hakkı ve Güvenliğimiz
İdare, ulaşım ağlarını çağdaş standartlarda tutmakla mükelleftir. İhmal edilen her çukur, sadece aracınıza mekanik zarar vermekle kalmıyor; aynı zamanda yurttaşın mülkiyet hakkını ihlal ediyor ve en önemlisi, can güvenliğimizi riske atıyor.
Yollar, idarenin vatandaşına sunduğu en temel kamusal hizmet alanlarından biridir. Bir şehrin kalitesi, sadece binalarının yüksekliğiyle değil, o binalara ulaşan yolların kusursuzluğuyla ölçülür. İdarelerin, yasal sorumluluklarını hatırlamaları ve vatandaşın bu "fiziki mağduriyetlerine" karşı daha proaktif çözümler üretmeleri, çağdaş bir kamu yönetimi anlayışının olmazsa olmazıdır.
Unutmayın; hakkınızı aramak için sadece bir "çukur" değil, aynı zamanda size sunulmayan "kamusal hizmet" gerçeği var.










Facebook Yorum
Yorum Yazın