Yaşasın Malkara’mız Sosyalleşiyor

Merhaba Sevgili okurlarımız,

Hepinize iyi hafta sonları diliyorum. Başlıktan da anlaşılacağı üzere bugün sosyalleşme üzerinde duracağım. Malumunuz ağustos ayının 15’i yaz, 15’i kış demiş atalarımız. Ne alaka dediğinizi duyar gibi oldum :) Ne alaka hem sosyalleşme hem de Ağustos….

Evet şöyle ara sokaklarımıza doğru bir mini yürüyüş yaparsanız ne demek istediğimi hepinizin gülümseyerek anlayacağını biliyorum.

Yerli domatesin kasası 25 liraya düştü ve bununla beraber kadınlarımız traktörlerle gecen ve kasası 25 liraya diye bağıran satıcılarla dolmaya başladı. Domatesleri alan kadınlarımız kilerlerinden büyük kovalarını ve büyük kazanlarını alacaklar ve sahaya inecekler. Eskiden altı, yedi komşuyla hatta sekiz komşuyla domatesleri yıkarlarken şanslıysalar bir veya iki komşuyla domatesleri yıkayacaklar, sohbet ede ede doğrayacaklar. Sabahın ilk ışıklarıyla ocaklar yakılacak ve ara sokaklarda bir telaş başlayacak. Odun dumanları açık camlardan, kapılardan girecek, uyuyan insanlar küfrederek uyanacak ve kapılarını, pencerelerini kapatacaklar. ‘Ev alma komşu al.’ atasözünün değerini bilen birkaç komşu hemen gelecek ve yanan ocaklara büyük tavalar konacak ve domatesler kaynamaya bırakılacak. Bu sırada hep beraber kahvaltı yapılacak güle oynaya. Kaynama işi bitince bu kez eskiden kevgir ile yapılan kabuk çıkarma şimdi salca yapımını kolaylaştıran modern alet makine ve matkap yardımıyla çabucacık bitirilecek ve yine ateş harlanacak domates suları salça olmak üzere kaynamaya bırakılacak. İşin ustası yaşlılar boş mu duracak tabiî ki de hayır. Sürekli komutlar vererek salçanın dip tutmasını engelleyecekler. Kâh gürültü, kâh kahkaha ve yılgınlıkla salçalar olacak, ateşten alınacak ve kavanozlara konacaklar. Biberler, patlıcanlar o güzelim korda közlenecek ve akşam yemeğine hazır edilecekler. Biberler ve patlıcanlar ayıklanırken mahalle dedikoduları yapılmadan duracak mı? Bu sırada mis gibi salça kokusunu alan ve salçanın tadını bilen üç beş çocuk ketchup neymiş bizim salçamız varken diyecek ve kocaman birer yağlı ekmeğe sürülmüş salçalı ekmeği yiyerek karınlarını doyuracaklar.

Okurken gülümsediğinizi hissettim bir an. Geleneklerimizi sürdürmemiz ne kadar güzel değil mi? Ya SOSYALLEŞME?

2020 yılının ikinci çeyreğindeyiz ama sosyalleşme nasıl olmalı üzerinde duruyoruz. Hadi bu yıl Covid-19 virüsünden dolayı hiçbir şey yapamıyoruz. Bahanemiz cokkkk cok büyük. Ya 2 yıl önce bahanemiz var mıydı ya da gelecek yıllarda olacakmı?

Çocuklarımız, gençlerimiz için bir şeyler yapılmalı. Sosyal medyada Malkara sever’e üye olup beğenmekle olmuyor bu işler. Gerçek Malkara sever olmak için birlik olmak, örgütlenmek gerek. Kasabaya gelen memurlar 7 yıl zorunlu kalmamalı bu şehirde ya da sağlıkçılar görevi biter bitmez gitmek için can atmamalı. Severek kalmalılar bu kentte.

Sevgiyle kalın sayın okurlar.