Yaşam Boyu Bayram İçin; Baba olmayı Seçin!
Babalar günü değil evet; ama baba olduğumuz için nefes aldığımız her günü aslında bayram tadında yaşıyormuş gibi hissetmeliyiz. Üstlendiğimiz bu rolün hakkını da fazlası ile vermek zorundayız. Bu rol zaten belli bir güne sığdırılamayacak kadar kutsaldır. Sizde bu durum nasıl bilmiyorum ama Bayramlardaki babalık vazifeme bayılıyorum. Bu günlerin manevi hazzı ve geleneksel değerlerdeki lezzetini hepimiz biliyoruz. Gelin kısaca ortak paydalarda buluşalım.
Hele kız babası olmak mı? harika bir duygu… Allah’ın bizlere bahşettiği en güzel bir nimet. İçimizdeki sevgi tomurcuklarının goncagüle dönüşmesi ve açılan kapısından nurdan ışıkların yayıldığı kocaman bir cennet bahçesinin müjdecisi aslında.
Merhamet, şevkat sevgi gibi hasletlerin yanı sıra; rahmet bolluk ve bereket gibi gerçeklerin içinde olmamızın vesilesidir kızlarımız. Bebeklikten gelen nurlu güzellikleri ve mis gibi cennet kokularına kavuşabilmek biz babaların bir an önce eve gitmek için en güzel, en şirin ve en tatlı bir sebep olur koşturmalarımızda…Bir gülüşleri ile içimize yayılan sevgi, kucakladığımızda kondurduğumuz buselerle aşka dönüşüveren iç huzurumuzla bütün stres ve yorgunluğumuzdan uzaklaşırdık. Adeta cennette gibi hissetmemize vesile olurlar, onlar için canımızı dişimize takar hayatın bütün zorluklarına göğüs gerer ve meydan okurduk. Belki bazen yaşam sevincimiz ve sebeplerimiz olurlardı. Bir de artık her şekilde kanıtlanmış gerçek şudur ki; babalarına inanılmaz derecede düşkün oluyorlar. Hayatlarında ilk defa gördüğü, sevdiği, benimsediği ve rol model aldığı ilk erkek babaları olmaktaydı. İşte bu yüzden tüm babaların çok büyük mesuliyetleri vardı. Gözlerimizin içine bakan kızlarımıza karşı her halimizle örnek olduğumuzun farkında olmalıydık. Kısaca bu genel açıklamadan sonra Kim ne derse desin geceleri gaz sancıları ile verdiğimiz mücadele takdire şayandı. Uykusuz kaldığımız yetmezmiş gibi bir de battaniyede sallayarak uyutmaya çalışırken verilen üstün çaba esnasında geçen süre herhalde dünyanın en uzun zamanlarından sayılırdı. Hiç kıyamazdık Milletçe en çok söylediğimiz söz vardır ya… ‘’ Canları sağolsun iyi olsun lar da…’’
Peygamber Efendimiz SAV. Kız çocuklarına çok değer verir ve severdi. Bu yönde Bizlere şöyle buyurmuşlarıdır:
Her kim iki kız çocuğunu yetişkinlik çağına gelinceye kadar büyütüp terbiye ederse, kıyamet günü o kimseyle ben şöyle yanyana bulunacağız” buyurdu ve parmaklarını bitiştirdi. (Müslim)
Kim üç tane kız çocuğu yetiştirir, güzel terbiye eder, evlendirir ve onlara iyilikte bulunursa, o kişi için cennet vardır.
İşte kız çocukları olan ebeveynlere böylesine cennet de vaat edilmişti…
Hasta olduklarında daha çok hasta olur, ağladıklarında daha çok ağlar, Canları acıdığında daha çok canlarımız yanardı. Kıyamazdık ‘’Yeter ki onlar iyi olsun…’’ Anaokulu çağlarında evde herkesi bir heyecandır alır ki sormayın. İlk öğretmenlerini unutmazlar asla… Evinden annesinden babasından ayrı bir ortamda olmasının verdiği tedirginlik ve korkaklıkla ilk başlarda hep ağlar gitmek istemez gitse de durmak istemezlerdi. Alışması için Annesi de sınıf kapısının arkasında kızının ağlamaklı sesini duyarken için için ağlar yüreği yanardı. Derken bu duruma aylar sonra taraflar alışır ve artık yavaş yavaş büyüdüklerini ispat etmeye başlarlar. Çantalar sırtlarında penguen gibi minik adımlarla ilk okula başladıklarında şaşar kalırdık. Gözümüzden gönlümüzden sakınırdık. İlk karnelerinde hepimiz sevinçten uçar, alabilirsek hediyeler alırdık. Varsa bazı yetenekleri gösterdikleri başarılarla gurur duyardık. İlkokul, ortaokul derken liseye başladığında biraz daha ev aile merkezinden uzaklaşır bulunduğu çevrenin arkadaşların etkisine girmeye başlanırdı. Ne de olsa ergen olmuşlardı. Bakımları ile ilgilenirken Bebekken dört gözle büyümelerini beklerdik. Artık daha rahat olacaktık. Oysa ki hiç de öyle olmadığını her geçen aşamada anlamaya başlamıştık. Daha fazla düşünmeye, merak etmeye, endişe etmeye başlamıştık. Çünkü artık sadece kendi düşünceleri ve davranışları değil çevresi arkadaşları bulunduğu ortamları da çok önemliydi. Dikkat edilmesi gereken en önemli çağları, ergenlik, yetişkin başlangıcı ve yetişkinlik dönemleri, işte bu aşama ve sonrası bazı konularda bizleri yadırgamaya, terslemeye ve hor görmeye başladıkları zamanlardı. Onları hiçbir zaman kıyamazdık. ‘’Yeter ki iyi olsunlar ‘’ diyerek birçok konuda müsama gösterirdik ama tatlı sert olmayı da ihmal etmezdik. Yaşamın her bölümünde onlar bizler için büyümeyen küçük tatlı kızlarımızdı. Mevla’m cümlesine çocuklarımıza sağlık sıhhat hayırlı huzurlu bir ömür versin. Belki de kız babası olduğum için hissettiklerimi ve tecrübe ettiklerimi yazıyordum ama tabi ki erkek veya kız çocuğu ne olduğu hiç önemli değil Önemli olan ve bilinmesi gereken onlar Allah’ın bizlere en güzel hediyesiydi, bu fani dünyanın en tatlı meyveleriydi. Allah isteyen herkese bu tatlı meyvelerle dünyadaki cenneti yaşatsın. Bütün çocuklarımızla bayramı gerçekten bayram gibi yaşamaya ve yaşatmaya çalışalım. İmkanlar el verdiği ölçüde onları sevindirecek ve hayat boyu hatırlamalarını sağlayacak güzel birliktelikler geçirmeye çalışalım. Sevgimizi şefkatimizi onlardan eksik etmeyelim. Dilerim ki bütün çocukların gülücüklerinin eksik olmadığı bir dünya içinde ömrümüzü tamamlarız. Bu duygularla Yurttaşlarımıza ve tüm Müslüman alemine Şeker tadında mutlu bir bayram ve hayat diliyorum. İyi Bayramlar







Facebook Yorum
Yorum Yazın