Var Olsun Türk Milleti; İlelebet Türkiye Cumhuriyeti (1)

Tarih boyunca her döneme damga vurmuş tarihin akışını değiştirmiş, kurduğu devletler, icatlar, fikir akımları, İnsanlığa kazandırdıkları ile Türk!  Önde ve insanlığın köklü milleti olmuştur. İslam'a geçişin kolay olduğu Birçok ortak nitelikten sonra   Cihan anlayışı cihat anlayışı ile bütünleşince Nice destanlar yazılmış, fetihler yapılmış ve eserler bırakılmıştır. Her koşulda Türk milleti nesilden nesile kimliğini korumuş ve dünyada söz sahibi süper güç haline gelmiştir. Bu durum öz değerlerimizi kaybettikçe zamanla değişmiş. İşgal esaret ve tamamen himaye altına girme tehlikesi ile karşı karşıya kalınmış ve yeniden var olma savaşı ile Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde yedi düvele karşı kıt imkânlarla Millî Mücadele verilmiş, bunun sonucunda şanlı bir kurtuluş ve Parlayan Türkiye Cumhuriyeti ile Türk, ilelebet var olacağını dünyaya bir kez daha haykırmıştır. Tasada ve kıvançta aynı duyguları paylaşan Millet olma bilincine kavuşmuştur. Belli bir zaman İnişli çıkışlı siyasi ve ekonomik dönemler yaşayan Milletimiz bugüne kadar edinilen tecrübeler sonucunda günümüzde olması gerekenleri eksiği veya fazlası ile şöyle özetlemiştir.

Türk Milleti, onurlu, cesur, kahraman, açık yürekli olduğu kadar barışçı, hoşgörülü ve uzlaşı Kültürünü egemen kılmaya çalışan bir toplumdur.

Siyasi ve ekonomik istikrarı engelleyen kavga ve cepheleşme ortamı yerine hoşgörülü iletişim halinde yapıcı tartışmalarla çözüm odaklı hareket eder. Yüce dinimiz İslam'a ait hususlarda Kuran’ı Kerim'i ve son peygamber Hz. Muhammed S.A.V Sünnetini esas alır. Tabi bunu yaparken hurafeleri reddederek   bilime ve akla dayanan ilkeleri benimser. Hayatı boyunca başı gövdesinde bir yük olarak gezen, yani onun içindeki muhteşem organı kullanmadan düşünmeden, araştırmadan, iftira temelli isnatlarla toplumdaki yozlaşma hastalığına uyan kişilerin ve Dini siyasete alet eden her türlü çalışmanın karşısındadır. Hukuk Devleti savunucusu olup Millet iradesinin üstünlüğüne inanır. Eğitim, adalet, sağlık ve sosyal güvenlik hizmetlerinden yararlanılmasını anayasal gereklilik ve hak olduğunu bilmektedir. Vatan, Millet, din, demokrasi, Sosyal hukuk devleti ideali ile birlik ve beraberliğimizi her türlü unsurdan daha fazla koruma kollama kararlılığındadır. Türk Milleti hukukun üstünlüğüne dayanan , yargının tarafsız ve bağımsızlığı ile hukuk güvenliğinin en üst düzeyde sağlandığı temel insan haklarına saygılı şiddet, korku, baskı, ötekileştirme, ayrıştırma ve ayrımcılığın yaşanmadığı; hukuka bağlı, vatandaş odaklı, katılımcı, tarafsız, denetlenebilir, hesap verebilir, etkili bir kamu yönetiminin hayata geçirildiği; herkesin insan onuruna yaraşır yaşam ve refah standartlarına ulaşğı; çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceğe umutla baktığı, milletimizin barış ve huzur içinde yaşadığı, saygın ve güçlü bir Türkiye idealini gerçekleştirmeyi amaçlar. Sanırım bu durum için herkesin takdirinde olacağı üzere ortak düşünce ve bilinçte mutabık kalınmaktadır. Ülkemizin kalkınması ve Ekonomik refahı eğitim ve eşitliğin birbirinin ayrılmaz birer parçası olduğu düşünülür. Bölgeler arası eşitsizliğin minimize edilmesi gerektiği görüşü hakim gelmektedir.

Tüm bunları düşündüğümüzde, Ülkemizde birbirine bağlı köy, belde, ilce, il kalkınma projeleri üretilerek, dünyanın 10 büyük ekonomisi arasına girebilmeyi amaç edinmeliyiz. Faizsiz destek ve teşviklerle küçük ve orta ölçekli tüm girişimcilere olanaklar sağlanmalı, Özellikle, tarım, teknoloji, sanayi alanlarında üreten ve markalaşan olmalıyız. Pandemi sureci ile birlikte ve aşırı pahalılıkla fahiş maliyetler arasındaki denge üzerinde ciddi bir bozulma olduğundan zaten zor şartlarda ayakta duran esnaf, çiftçi, üretici, sanayici vs. öncelikle mevcut borçları faizsiz veya piyasa koşullarının altında sembolik oranlarda faizle birlikte uzun vadeye yayılarak Bir nefes çözümü oluşturulmalıdır. Tüm sektörlerde doğrudan veya büyük payı olan gider kalemlerinden enerjide (Doğal gaz, Elektrik, katı ve sıvı yakıtlar) acilen tüm üretim, dağıtım, ticari ve vatandaş menfaatine uygun güncellemeler yapılmalı.  Bütün stratejik alanlarda

5 ve 10 yıllık kalkınma planları oluşturulmalı. Bu bağlamda devletin saydamlaştırılarak, kayırmacılığın olmadığı yeteneğe bağlı bir Liyakat sistemi hedeflenerek hareket edilmelidir. Kamu erkinin, vatandaşın mutluluğunu esas alan yönetim ilkeleri ile donatılması gerektiği düşüncesi ile suiistimallerin önlendiği, denetlenebilirliğin arttırıldığı ve bunun taviz verilmez bir uygulama olması gerekliliğini tüm iktidarların vazgeçilmezi olarak görmeliyiz. Eğitim sistemi dogmalardan arınmışşekilde bilimsel ve özgür olmalıdır. Yabancı dil öğrenimini; dünyadaki gelişmeleri yorumlayabilecek, eleştirel akla ve ahlaki değerlere sahip, araştırmacı, sorgulayıcı çağdaş bireyler yetiştirmek üzere ayrı bir ders olarak yeniden yapılandırmalıyız. Mesleki ve teknik liselere ağırlık verilmeli, kapasitelerini ve disiplinlerini arttırmalıyız. Bu okullardan mezun olanların alanlarındaki MYO'lara gitmeleri ve başarılı olanların Lisans eğitimlerine doğrudan geçebilmeleri veya Uygun pozisyonlarda stajlarını tamamlayanlara iş garantileri sağlanmalıdır.

Ülkemizde okuma yazma bilmeyen kalmamalıdır. Ayrıca Türk Dünyası, ön Türklerden başlayarak, dünya medeniyetine yaptığı katkılar, tarihi değiştirme, şu an ve tarih boyunca Türklerin bulunduğu coğrafyalar, demografik yapılar, alfabeler ve önemli bilim adamları gibi hususlar dikkatle incelenmelidir. Türk dünyası içinde eğitim, kültür, ekonomi, dış ilişkiler vb. her alanda ortaklıklar ve iş birlikleri üzerinde durulmalıdır.

Bilgi toplumu olma yolunda her türlü alt yapı sağlanmalı, günümüzde oldukça etkin olan e-devlet uygulamaları daha da yaygınlaştırılmalıdır.

Adalet, eğitim ve sağlık kurumlarında, hizmet kalitesini arttırmak ve nitelikli eleman yetiştirmek amacıyla gerekli düzenlemeler yapılmalı, kamu çalışanlarının yaşam koşullarında iyileştirmeler sürekli güncellenmelidir. Vergi almada toplumun ekonomik ve sosyal yapısı gözetilerek, vergi adaletini ve sosyal barışı sağlayıcı yeni düzenlemeler ve güncellemeler yapılmalıdır. Bazı dolaylı vergilerin oranı mutlaka düşürülmelidir. Geçici koruma altındaki Suriyelileri, Ülkelerinde güven ve istikrar oluştuğu duruma göre En hızlı bir şekilde güvenle dönmelerini sağlamalıdır. Demografik, Sosyal ve ekonomik bozulmalara sebebiyet veren düzensiz göçlere önlem alınmalıdır.

Tarımsal ürünlerin, planlı üretim politikası kapsamında iç ve dış pazar talepleri, bölgelerin ekolojik ve ekonomik yapıları gözetilerek üretilmelerine ve çeşitlendirilmelerine dikkat edilmeli, alım ve fiyat garantili ürün ekimleri planlanmalı, bu amaçla araştırma, planlama, koordinasyonun tek elden yürütülmesini sağlayacak çözümler üretilmelidir. Üreticilerimizin girdi maliyetleri en alt düzeylere getirilmeli.  Her yönden zengin olan ülkemizde su, maden, rüzgâr, doğalgaz, güneş gibi doğal kaynaklarımız, halk yararına en uygun şekilde işlenip değerlendirilmelidir. Enerjide dağıtım ve üretim devlet kontrolünde olmalıdır. Tüfe artışı, dünya ve Türkiye piyasa gerçekleri, en az 10 yıllık alım garantisi ile birlikte sabit bir fiyat oluşturulmalıdır.

Stratejik kurumlarımızın özelleştirilmesine ve yabancılara mülkiyet hakkı verilerek Toprak satışını kısıtlayıcı tedbirler alınarak sadece üst kullanım hakkı devrine olanak sağlanmalıdır. Özellikle iletişim alanında milli düşünce ön planda olarak Türk Telekom gibi ulusal kurum ve işletmelerimizin Devlet kontrolünde veya yerli sermaye ve devlet payı ağırlıklı firmalarımız tarafından satın alınmaları uygulamasına gidilmelidir.

İlkeli ve nitelikli insanlardan oluşturulacak kadrolarla bütün ülkeyi yatırımlarla kalkındırarak, Türkiye'nin bolluk ve zenginlik içinde, bölgesinin ve dünyanın örnek, saygın bir ülkesi durumuna getirilmesi sağlanmalıdır.