NEFES ALAMIYORUZ!

Artık Sakası yok! Çember daraldı deniyor, aslında çember kalmadı. Her an sağımız solumuz, İhtimal vermeyeceğimiz en yakınlarımız, sevdiklerimiz, virüs sebebi ile ya çok zor bir hastalık sürecinden geçiyor ya da maalesef aramızdan ayrılıyor. Bu süreçler yaşanırken temasta olduğu ve bulaştırdığı kişi sayısını tahmin bile edemiyoruz zaten. Şunu Gerçekten iyi anlamalıyız!!!

Sağlıklı yaşadığımız her anın, entübesiz, desteksiz aldığımız her bir nefesin Birlikte olabildiğimiz sevdiklerimizle geçirdiğimiz bir saniyenin bile ne kadar önemli paha biçilemez bulunmaz bir nimet ve zenginlik olduğunu.

Covid illeti sevdiklerimizden ve çevremizde bildiğimiz sevilen yüzlerden her gün birini daha aramızdan almaya devam ediyor. Bunun sebebi tabiki salgındaki bulaş etkisinin çok daha kolay ve hızlı olması. Bağışıklığı zayıf bünyelerde ve kronik rahatsızlığı olanlarda maalesef yazmakta bile zorlandığımız gerçeklerle karşılaşıyoruz. Evet! tedbirler, Toplum olarak davranış alışkanlıklarımıza ve kültürümüze son derece ters gelen zorlayıcı kurallar; ama önce sağlık prensibini etkileyecek sonrasında bozacak eylemleri yapmaya, keyfi davranışlarla bir başkasını da riske atmaya kimsenin de hakki bulunmuyor.

Bilim Kurulu'nun aldığı kararlara Topyekûn uymak veya uymaya çalışmak zorundayız. En başta Devlet büyüklerimizden bu hassasiyeti görmeliyiz ki örnek alabilelim. Yoksa meşhur atasözünü ''Hocanın dediğini yap ama yaptığını yapma'' aklımıza getirmeden edemiyoruz. Tebliğ ettiğin şeyi temsil edemediğin zaman yeterince etkileyici olmuyor, dolayısı ile yaptırımı da zor oluyor.   Çok zorlanıyoruz, belki bıktık, belki hem fiziksel ve zihinsel hem de ekonomik ve sosyal olarak gerçekten yorulduk; ama bu bize "yeter artık! ne olursa olsun" deyip maske, mesafe, temizlik konularını hiçe sayma hakkı vermiyor. En azından kendine saygısı olmayanların bir başkasına saygısı olması gerekiyor. Öyle kimseler var ki: ''Ben virüs mirüs göremiyorum bence yok öyle bir şey, bu bir oyun'' veya ''Ben dini bütün bir insanım beni melekler koruyor'' diyen mi; maske bile takmayarak bana bir şey olmaz delikanlıyım havaları ile etrafa caka satan umursamaz insanlar mı istemezsiniz.

Böyle kimselere ''lütfen evde kal'' demek çok da bir şey ifade etmeyecektir.

Bunları da gördük. Keza fırsatçıları da... Tedbirler konusunda kim ne derse desin yeterince özen gösteremiyoruz. Kurallarla özdeşleşmiş kimseler hariç, dikkatsizlik ve tedbirsizlikle beraber boşvermişliğin sonucunda kendisi veya bulaştırdığı kişilerde görülebilecek örnek bir durumdan bahsedelim.

Empati yapmaya çalışırsak: Virüse yakalanan ve ağırlaşan hastaların tedavi surecinde sadece kendi başına kaldıktan sonra ilk yaşadığı duygu çaresizlik yalnızlık ve korku oluyor. Hiçbir yakını veya sevdiği gelemiyor, refakatçi olamıyor. Kendi derdiyle baş başa kalıyor ve kimseden bir fayda göremiyor. Mahşerin provası adeta... Sadece canla başla çalışan sağlık görevlilerinin tedavi amaçlı ziyaretleri... onlar da astronot gibi... Kısacası dünya ile bağın kopuyor. Bu ruh hali ile kendi zihnini düşüncelerini yönetebilmeyi başaran kimse, panik atakla başa çıkabiliyor ve çok şanslı oluyor.  Aksi taktirde ağırlaşan bir covitli hastanın en büyük düşmanı panik atak oluyor ve bu durum hastalığı daha da ağırlaştırabiliyor. Bünye güçlü değilse her geçen gün savaşı kaybetmeye yakın görünüyor. O an Şuur yerindeyse Hayatın ve tüm sevdiklerin gözünün önüne geliyor. Yaptıkların, yapmak istediklerin ve pişmanlıkların tüm azametiyle baskı kurmaya başlıyor.  Yüreğine sığdıramıyorsun. Eğer kurtulursan birçok yapmayıp da yapmak istediğin şeyi düşlüyorsun. Şimdi, bazı şeyler elimizde “Bütün bunlara gerek var mı?"

Yapacağımız şey, biraz daha dikkat biraz daha tedbir. iş işten geçmeden özetlenen zorluklara maruz kalmadan hem kendimizi hem sorumlu olduğumuz kişileri, dolayısı ile birbirimizi koruyalım.

"öyle ya da böyle ölmeyecek miyiz?" Boş ver deyip maske takmayan mesafe ve kural tanımayan, Kaderci kısmetçi kişiler: Kendinizden başka Birine bulaş sebebi olduğunuz için, başta kul hakkına girmiş oluyorsunuz. Sonrasında sağlık ve devlet kaynaklarının şartlarının zorlanmasına sebep oluyorsunuz ki bu da vebal olmuş oluyor.  Hem, tedbir sünnettir mantığını asla akıldan çıkarmayacak bir toplum anlayışına sahip olunması gereken bir millet değilmiyiz? Bunun dışında kitleleri çok fazla oynatan temasta olunması mecburiyetinde bırakılan iş ve çalışma hayatı konusuna başlarsak çıkamayacağız. Okullar konusunda da bunca vaka artışı varken neden yüz yüze sınav? neden yüz yüze eğitim? hiç olmazsa çocukları ve gençleri malum süreçten uzak tutsaydık. Öğretmenler, Okul Çalışanları, Servisler, ulaşım ağındaki Hareketlilik ister istemez iletişimi ve ilişkiyi, dolayısı ile riski arttıran unsurlar.

"Sağlık Ordusu" Su anda topyekûn seferberlik halinde inanılmaz bir gayret ve meşakkat içerisinde. Farkında mısınız, Türk Milletinin Beyaz önlüklü neferleri çok yoruldular, tükendiler ama bıkmadılar. Bu amansız salgınla var güçleri ile savaşıyorlar. Onların isteği tedbirlere uyulması.

Gelenekler, değerler, prensipler, davranışlar ve standartlarımız değişti, yaşam ve çalışma biçimimiz değişti. Hala da değişecek. Bu değişmeye ruhen hiç hazır değildik evet! Her anlamda zorlanıyoruz gerçekten.  Sağlıklı olmayı başarabildiysek bu sefer özellikle ekonomik ve sosyal alandaki sıkıntılarla baş etmek zorunda kalıyoruz. Günler, partiler, neşeli düğünler, gezmeler, eğlenceler vs. yapamıyoruz ama koşullar ne olursa olsun çok sevdiğim bir paylaşımı tekrarlamak yerinde olacaktır:

''can sıkıntısı, solunum sıkıntısından iyidir''

Hep birlikte bunun da üstesinden geleceğiz.

Buradan, bu veya herhangi bir sebeple Rahman'a kavuşmuş olan ölmüşlerimize Rahmet, Yakınlarına sevdiklerine sabırlar ve başsağlığı diliyorum.