Malkara’da Özlenen Efsane Futbol Şöleni Başlıyor

Yıllardır hasret kaldığımız, adeta şenlik ve şölen havasında geçen, köyler arası iletişimi sağlayan, diyalog ve dostlukları arttıran spor adına, Malkara ve bölgemiz adına yetenekli sporcular yetişmesine vesile olan Çim Saha köyler ve mahalleler arası futbol turnuvası sonunda başlıyor.

Malkara Kaymakamlığı, Malkara Belediyesi ve sporsever Erdinç Pilan öncülüğünde köyler ve mahalleler arasında spor yapma ve spora teşvik, kaynaşma dostluk birlik ve beraberliği artırmak amacı ile Büyük çim sahada Turnuva düzenleniyor.

Bu organizasyonda üstün çaba ve gayret gösteren gerekli mercilere müracat ederek yıllardır özlemle beklenen bu organizasyonun startını veren sporsever Erdinç Pilan, Turnuvayı uygun bulup düzenlenmesi yönünde onay verip destekleyen Malkara Kaymakamı Sayın Kerem Süleyman Yüksel, Malkara Köyler ve Mahalleler Arası Futbol Turnuvasına vermiş olduğu desteklerden dolayı Malkara Belediye Başkanı Ulaş Yurdakul’a sonsuz teşekkürlerimizi borç biliyoruz...

Asıl önemli olan Spor yapma, ter atma, etkinlik, kaynaşma, kısmen de olsa saha ve çevresinde esnaflarımızın ekonomik kazançları ve eğlence boyutu vardır ki özellikle bu imkanların kıt olduğu  Malkaramızda, bizler de böylesine bir oluşum ruhu içindeyken ve birbirinden değerli güzel arkadaşların bir arada olduğu, çoğu köy ve mahallemizde de bu imkan ve şansımız varken, istekli bir tutum içinde bu organizasyona en dostane duygularla bir değer katmak için sportif anlamda tatlı bir  rekabet düşüncesiyle canı gönülden katılmalıyız.

Fairplay duygularını ön planda tutarak müsabakalarda komite tarafından belirlenen kurallar ve sportif amaç dışına çıkmadan dostça verilen mücadele sonucunda yenmenin ve yenilemenin olabileceği bilinci ile yine dostça soyunma odasının yolunu tutmalıyız.

Şampiyon olan takıma 10.000 TL tutarında ödül kararlaştırılmış olup diğer detaylarla ilgili ayrıca bir basın duyurusu yapılacaktır. Saha içi ve dışı tüm güvenlik ve sağlık tedbirleri gerekli kurumlarca sağlanacağı yönünde resmi yazışmalar yapılıp yasal izinler alınmıştır. Hakemler, yapılan talep sonucunda Türkiye faal futbol hakemleri ve gözlemciler derneği başkanlığınca uygun bulunmuş ve turnuva boyunca müsabakalara hakem ataması yapılmıştır.

Futbol, şüphesiz günümüzün en çok ilgi gören ve sevilen bir spor dalıdır. Hepimizde, bazen oynayarak, bazen seyirci olarak, kimi de yönetici olarak az da olsa bu spor dalına ilgi ve yönelim vardır.

Biraz özelden genele gitmeye çalışırsak: futbol, bir oyun, etkinlik, coşku ve tutkudur. Kişi, bu sporu yaparak fiziksel ve zihinsel zindelik kazanır, ilk bakışta bile gönüllere ne kadar hoş geliyor değil mi? sonra, kişi, kafasındaki yorgunluklardan ve günümüzün çoğu hastalığına temel olan stresten uzaklaşır. Bireyleri kaynaştırır, sosyalleştirir. Fertler için Fiziksel ve sosyal açıdan durum buyken; bir de işin ekonomik yönü var.  İşin bu tarafının tüm kamuoyunu ilgilendirdiğini düşünüyorum.  Bu sektörün ortaya çıkardığı dev gibi bir endüstri vardır. Daha çok kazanç elde etmek, daha çok üye yapmak adına profesyonel örgütlenmeler kurularak; maç günü stat hasılatları yanı sıra, sponsorluk, naklen yayın, kombine ve loca, lisanslı ürün satışları, isim kullanma hakları, spor okulları gibi gelir getirici olanaklara imkân sağlanmıştır. Bu da kulüpler arasında kıyasıya rekabete sebep olmuştur.  Bütün bunların sağlanması için hedef topluluk, yukarıda bahsettiğimiz ilgili kitle, seyirci ve taraftarlardır. Bu sektörde yapılan her şeyin pazarıdır onlar.  Yeri gelmişken, taraftarlığın da nitelik kazanmasını çok isterim.  Seyrederken, yorumlarken, gerekirse kulüpleri eleştirirken, takımı için bir harcama yaparken yerine göre davranmalı, asla! birileri, tabiri bile zor olan paralar kazanırken, onların yorumlarını, tartışmasını yaparken, körü körüne arkadaşını, aile fertlerini, sevdiklerini kırmamalı. Düşünsenize! çoğunu sadece ekranlarda gördüğümüz, belki güç de olsa, bir karede birlikte olmanın dışında hayatın hiç bir anında bir daha karşılaşamayacağımız kişiler için; her gün yüz yüze geldiğimiz sevdiklerimizi yerin dibine sokuyoruz, bazen ölmelerini istercesine dövüyoruz ve maalesef ki bazen hakikaten öldürüyoruz! Bunu bile yapıyoruz. Demek istediğimi anlıyorsunuz.  Bunu sadece bir oyun ve bunun meydana getirdiği heyecan, neşe, hüzün gibi duyguları yaşayabilme olarak görmek gerekiyor.   Maçlara savaşa gider gibi gitmemeli, bu meselede   Birazcık da profesyonel taraftarlık yapmak gerektiğini düşünüyorum.

Futbol olgusunu gündeme aldığım için bu dalda yapılan hizmetlerden ve kazançlardan bazı örnekler vererek devam etmeye çalışacağım.  Yine bu konu hem araç hem amaç olarak karşımıza çıkmaktadır. Esnaf grupları için de futbol amacıyla gerekli ve yerinde yatırımlarla büyük kazanımlar elde edilmektedir. Örneğin: Aktif kitlelere hitap eden Oynatılarak kazanç elde edilen halı sahalar, büyük sahalar ve bunların yanında yer alan sosyal tesisler; tuttuğu takımlarını veya diğerlerini seyrettirerek kazanç elde eden kıraathaneler, restoranlar, kafeteryalar gibi birçok farklı kuruluş futbolu araç ederek kazanç amacı gütmektedir. Bununla beraber bahis bayileri, ürün satan mağazalar hepsi için amaç gelir elde etmek, araç ise futbol.  Öyle ya da böyle milyonlarca hatta milyarlarca kişiye mal olmuş bu sektör nasıl dikkate alınmasın, nasıl hayatımızın büyük bir parçası haline gelmesin.   

Herkes için aynı şey geçerli olmayabilir tabi, meraklı olmayan, ilgilenmeyen bu alanın hiçbir yerinde var olmayan kişiler de vardır. Saygı duymak ve aynı saygıyı da onlardan beklemek lazım.  Mutlaka çevremizde vardır, ya da duymuşuzdur: ''Aptal Oyunu’ ‘saçma bir iş'', ''gereksiz'', ''onu yapacağına bunu yap'' diyenleri... Şimdi! buna ne demeli? cevaben, bu aptal oyun dediğin   şey olmasa, buraya kadar bahsedilen ve belki de aklımıza gelmeyen daha birçok şeyin, yani kazanımların da olamayacağını belirtmek gerekiyor. Herkes empati yapıp, öyle durum değerlendirmesi yaparsa çok fazla sorun kalmaz zannediyorum.  Dedik ya saygı, hoşgörü çok önemli ve bizim toplumumuzda sadece bu alanda değil her alanda ihtiyacımız olan davranış biçimleridir. Hepimiz biliyoruz ki bunları diyenlerin de kendi dünyalarında mutlaka bir hobisi, sevdiği ve ilgilendiği bir meşgale vardır. Mesela, Avcıya: ''ya kardeşim!  Senin hiç işin mi yok dağ tepe geziyorsun.'' Desen, veya kahvelerde kareyi kurmuş olanlara: '' bütün gün ver papazı al kızı, bundan ne zevk alıyorsun?'' desen gereksiz bir çatışmaya mahal vermiş olacaksın. Onun için bu tarz meselelerde herkes herkese saygı duymalı ve çeşitliliği kabullenmelidir.  

Turnuvaya katılan tüm takımlarımıza başarılar diler, her koşulda  dostluğun kazanmasını temenni ediyorum.