Malkara'da Bir Kış Sabahı
05:50 dışarı adım attığımda her taraf sessiz ıssız ve karanlık. Rüzgârın sesi sokakta hâkimiyetini kurmuş. Soğuk iyiden iyiye kendini hissettiriyor. Şiddetli bir ayaz var. Yerlerde bembeyaz bir örtü. Kar değil kırağı.
Eski kışlar bir an aklımdan film gibi geçiyor ve kendi kendime düşünüyorum; nerde o eski kışlar, boyumuzca kar olur, gözler kulaklar yetkililerin vereceği haberlerde... Ve işte o an! Okullar tatil. Beklenen haber ve sonsuz mutluluk. Zihnimi bu tatlı meşguliyetten alan sert bir poyraz oluyor. Etrafa bakınmaya başlıyorum, şapkamı takmış üzerinden iki tur atkıyla sadece gözlerim açık kalacak şekilde başımı sarmış yavaş yavaş yürüyorum. Sokağın basındaki mahalle bakkalı ışıklarını açmış, kapının önünde mis gibi kokular yayan ekmek aracı, üstü örtülü kasalarda bakkala ekmekleri taşıyor. Şimdi yalnız olmadığımı anlıyorum. Düşünüyorum; bu insanlar kaçta kalkıyor da bu saatte bu ayazda bu isleri yapmaya başlıyorlar? Ne kadar büyük fedakârlık. Niçin bunca gayret? Cevabı sağduyum veriyor: ''Çoluk çocuğun rızkı için, ekmeğinin pesinde, yaşam savaşı.'' Sorumlu oldukların için mücadele kutsaldır diyor ve devam ediyorum. Caddeye indiğimde artık yaşam belirtileri başlıyor. Farları açık araç geçişleri tüm sessizliği yok ediyor. Karşı fırında, çalışan kürekçi küreğiyle bütünleşmiş hummalı bir çalışma içinde. Şu anda sanırım en şanslısı bu fırıncı diyorum kendi kendime. Ayazın insanı delip geçtiği bu saatlerde sıcak bir fırın karşısında olmayı düşünün. Nasıl bir duygu? Sonra, bir de ona sor bakalım! diye içimden bir ses... Allah kolaylık versin diyerek devam ediyorum.
Güzergâhımı pazar yeri merdivenlerinin karşısındaki fırının önünden cadde üzerinde aşağı doğru belirledim yürüyorum. Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim: bu saatlerde yapılan böyle küçük gezintiler, çok farklı, güzel çağrışımlar ve düşünceler katıp zindelik kazandırıyor. Çoğumuzun daha derin uykularda olduğu bu saatlerde güne çok önce başlamış, zorluk kavramını galiba unutmuş bu insanlar, sanırım hayatın gizli kahramanları. Eş ve çocukları uyanmasın, rahatsız olmasın biraz daha uyusun ki dinlensin düşüncesiyle evlerinden alel acele çıkan öncü Kahramanlar kahvaltılarını yapmadan çıkıyorlar. Öyle ki çorbacılar, poğaçacılar, börekçiler de sahneye çıkmış maden ve bazı fabrika işçilerinin taleplerini karşılıyorlar. Muhteşem bir ritim, saati saatine servisler biri gidiyor biri geliyor. Azımsanmayacak kadar bayan isçiler de muhtemelen servislerini beklerken göze çarpıyor. Yanlarından geçerken konuşmalar duyuluyor bir kadının: kocası aksam vardiyasından çıkmış, evinin yolunu tutarken kendi sabahçı olduğu için fabrika yollarında. Vardiya değişim zamanlarındaki günlerde ancak birbirleriyle görüşüyorlarmış. Allahlım! Sen yardım et.
Camilerin yolunu tutmuş azimli, istikrarlı ama genelde bastonlu büyüklerimiz sabah namazı için yerlerini alıyorlar.
Umarım tüm gençlere örnek olurlar.
Saat epey ilerliyor. namazını eda eden cemaat görevini yapmış, kendini ödüllendiriyor, birbirlerini teşvik edip: ''gelin şurada sıcak bir çorba içelim'' diyorlar. Bence hak ettiler! Saat ilerledikçe değişik iş kolu figüranları ortaya çıkmaya başlıyor. Gözümüz kulağımız gazeteciler veya temsilcileri, erkenden gelen gazeteleri dağıtıma vermek üzere tasnifliyorlar. Alacakaranlık oluyor. Saat ilerledikçe tempo artıyor. Bazı lise öğrencileri sokaklarda boy göstermeye başlıyor. Kimisini görmelisiniz, sanki Malkara’yı onlara vermişler de denetlemeye çıkmışlar edasıyla yürüyorlar. Klasik bir son sınıf öğrenci psikolojisi... Tekirdağ merkez ve çevre ilçelere giden öğrenciler de servis araçlarına yetişmek için başta anlatılanlar gibi erkenci grubun gayretlerine benzer bir zorlukla, soğuk havanın en keskin anlarında dışarıda olmak ve beklemek zorundalar. Ne muhteşem bir döngü. Roller farklı, Sorumluluklar farklı çekilen zahmetler zorluklar çok daha farklı. Belediyemizin çalar saati: ''Günaydın Sayın Makaralılar.'' anonsu duyulduğunda çarşı içi hareketlik kazanıyor. Trafik sabah sabah tahammülsüz sürücüler için çekilmez bir hal alıyor. İki dakika bekledi diye sakinliği yırtarcasına korna sesine boğan insanları da görüyorsunuz.
Sabah 08:00
Bu saatler, biraz daha şanslı olan çok erken kalkmasına gerek kalmayan öğretmen, memur ve amirlerin çoğunlukta olduğu gruptan ibaret. İşe giderken çocuklarını okula yetiştirip vaktinde işinde olma telaşı onlar için en hareketli saatler. Bir de sevimli yumurcaklar var, sırtlarında boyunca çantalarla penguen gibi yürüyen tatlı afacanlar... Artık güneş doğuyor. Bunca yapılan şeyler bu kadar hareket koşuşturma güneş doğmadan önce gerçekleşiyor. İnanılması zormuş gibi ama gerçeğin ta kendisi. Belki de daha o kadar çok yaşanılan şeyler vardır ki biz göremiyoruz.
Zorluk deyince, en çetin Sartlarda mücadele eden Afrin’deki kahraman ordumuzun yasadıklarını ve yaptıklarını anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalır. Allah ordumuza galibiyet, başarı nasip etsin. Şehitlerimize Allahtan rahmet diliyor ve Peygamberimize komşu olmalarını rabbimden niyaz ediyorum. Allah yakınlarına sabırlar, yaralılarımıza acil şifalar versin.
Bizim göğüs geremeyeceğimiz hiçbir şey yok, yeter ki isteyelim, kalın sağlıcakla....







Facebook Yorum
Yorum Yazın