Belediyelerin Hizmet Kusuru: Yetki Varsa Sorumluluk da Vardır
Kamu hizmeti yürütmek, yalnızca yetki kullanmak değil; aynı zamanda hukuka uygun davranma ve vatandaşın hakkını koruma sorumluluğunu da beraberinde getirir. İdareye verilen her yetkinin karşısında bir görev, her görevin sonunda ise bir hesap vardır.
İdare hukukunun temel ilkelerinden biri şudur: Bir zarar meydana gelmişse, bu zarar idarenin hizmet kusurundan kaynaklanıyor ve arada nedensellik bağı bulunuyorsa, idarenin tazmin sorumluluğu doğar.
Danıştay ve yargı kararları da belediyelerin hangi durumlarda maddi ve manevi tazminat ödemek zorunda kalabileceğini açıkça ortaya koyuyor.
En sık karşılaşılan örneklerden biri, imar planlarında park, yeşil alan veya kamu hizmetine ayrılan taşınmazların yıllarca kamulaştırılmamasıdır. Danıştay, mülkiyet hakkının belirsiz süreyle kısıtlanmasını hukuka aykırı bulmakta ve taşınmaz sahibine bedel ödenmesi gerektiğine hükmetmektedir. Çünkü vatandaşın mülkünü kullanamaması da bir zarardır.
Bir başka önemli örnek ise hukuka aykırı yıkım işlemleridir. Mahkeme kararıyla yıkılacak derecede tehlikeli olmadığı belirlenen bir binanın belediye tarafından yine de yıktırılması, açık bir hizmet kusuru olarak değerlendirilmiştir. Bu durumda bina bedeli maddi tazminat olarak ödenirken, malikinin yaşadığı mağduriyet nedeniyle manevi tazminata da hükmedilmiştir. Ancak gerçekleşmesi kesin olmayan kira gelirleri veya gelecekte elde edilmesi beklenen kazançlar tazminat kapsamına alınmamıştır.
Benzer şekilde, kişinin kendi arsası üzerindeki ruhsatsız yapının yanlış kanuni dayanakla yıkılması da belediyenin sorumluluğunu doğurmaktadır. Danıştay, belediyelerin doğru mevzuatı uygulamak zorunda olduğunu, hukuka aykırı işlem nedeniyle doğan zararın ise tazmin edilmesi gerektiğini belirtmektedir.
Son yıllarda dikkat çeken kararlardan biri de kaçak yapılaşmanın denetlenmemesiyle ilgilidir. Ruhsatsız yapıların yıllarca göz yumulması, ardından afet riski nedeniyle yıkılması halinde yalnızca yapı sahipleri değil, denetim görevini yerine getirmeyen idareler de sorumlu tutulmaktadır. Danıştay, yapıların oluşmasına ve varlığını sürdürmesine izin veren belediyelerin hizmet kusuru bulunduğunu kabul etmiş; maddi zararın yanında manevi tazminata da hükmedilmesini hukuka uygun bulmuştur.
Belediyelerin sorumluluğu yalnızca imar uygulamalarıyla sınırlı değildir. Yol, kanalizasyon ve altyapı hizmetlerinde meydana gelen ihmaller de tazminat yükümlülüğü doğurabilir. Ana arter üzerindeki rögar kapağı nedeniyle meydana gelen trafik kazasında mahkeme, şehir içi yolların bakımından ve trafik güvenliğinin sağlanmasından belediyenin sorumlu olduğunu vurgulamıştır. Kusurlu altyapı nedeniyle oluşan zararın idarece karşılanması gerektiği kabul edilmiştir.
Bu kararların ortak noktası oldukça nettir: Belediye kusurlu davranmış, vatandaş zarar görmüş ve zarar ile idarenin eylemi arasında illiyet bağı kurulmuşsa tazminat sorumluluğu kaçınılmazdır.
Sonuç olarak belediyeler yalnızca hizmet üretmekle değil, bu hizmeti hukuka uygun, özenli ve güvenli şekilde yürütmekle de yükümlüdür. Hukuka aykırı her işlem, ihmal edilen her denetim ve zamanında yerine getirilmeyen her kamu görevi, yalnızca idari sorumluluk doğurmakla kalmaz; kamu kaynaklarından ödenecek tazminatların da önünü açar. Unutulmamalıdır ki kamu gücü, hesap verebilirlikle anlam kazanır.




Facebook Yorum
Yorum Yazın