ADALETİN TERAZİSİ BOZULMAMALIDIR
İnfaz hukukunda son yıllarda çok sayıda yapılan değişiklikler, ceza adalet sisteminde ciddi bir karmaşa ve eşitsizlik algısı oluşturmuştur. Özellikle 31 Temmuz 2023 öncesi ve sonrası işlenen suçlar arasında ortaya çıkan farklı uygulamalar, denetimli serbestlik sürelerindeki tutarsızlıklar ve mükerrirlere özgü infaz rejimleri toplumun adalet duygusunu derinden sarsmaktadır.
7550 Sayılı Kanun ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 110. maddesinde yapılan değişikliklerle gece infazı, hafta sonu infazı ve konutta infaz gibi uygulamaların kapsamı genişletilmiş, suç işleyenler lehine yeni düzenlemeler getirilmiştir.
Ancak burada asıl sorulması gereken soru şudur:
Ceza alan bir hükümlünün “izne çıkması” ne demektir?
Ortada sanki bir kamu görevlisinin yıllık izni ya da bir emekçinin tatil hakkı varmış gibi oluşturulan bu anlayış, toplum vicdanında ciddi rahatsızlık oluşturmaktadır. Cezanın amacı; caydırıcılık, toplum düzeninin korunması ve mağdurun adalet duygusunun tatmin edilmesidir. Cezaların sürekli farklı düzenlemelerle yumuşatılması, kamuoyunda “cezasızlık algısını” büyütmektedir.
İnfaz hukukunda sık aralıklarla yapılan değişiklikler, hukuk güvenliğini zedelemektedir. Vatandaş artık hangi suçun ne kadar ceza gerektirdiğini, verilen cezanın ne kadar uygulanacağını kestiremez hale gelmiştir. Bu durum sadece hukuki bir sorun değil, aynı zamanda toplumsal güven problemidir.
Cezaevlerinin doluluk oranı düşünülerek infaz düzenlemesi yapılması da doğru bir yaklaşım değildir. Ceza adalet sisteminin temel amacı cezaevlerini boşaltmak değil, adaleti sağlamaktır. Eğer verilen cezalar sürekli belli oranlarda uygulanmadan fiilen ortadan kalkıyorsa, toplumda “nasıl olsa ceza yatılmıyor” düşüncesi yaygınlaşır.
En önemlisi ise mağdurun adalet duygusudur.
Bir mağdur, verilen cezanın gerçekten uygulandığına ve adaletin yerini bulduğuna tüm vicdanıyla inanmalıdır. Aksi halde insanlar kendi adaletini sağlamaya yönelir. Bu ise hukuk devletinin en büyük tehlikelerinden biridir. Mağdurların hükümlülere yönelik bireysel saldırılarının arttığı bir ortamda suç oranları da kaçınılmaz şekilde yükselir.
Adalet sistemi; suçluyu koruyan değil, toplumu huzura kavuşturan bir yapıda olmalıdır.




Facebook Yorum
Yorum Yazın