Acı Gerçekler ve Yeni Umutlar

Her anlamda, özellikle de covit_19 salgını ile   zorlu bir hayat mücadelesi ile geçen bir yılın sonunda tüm olumsuzluklara rağmen sağlıklı ve sevdiklerimizle olabilmenin mutluluğuna kelimeler yetersiz kalacaktır;

Bir o kadar da virüs veya başka bir nedenle kaybettiklerimiz için Rahmet ve sabır temennileriyle karşı karşıya kalmanın inanılmaz zorluğunu zaten yaşayan bilecektir. Bu yılki yaşadıklarımızı geçmişte anlatsalar ya dalga geçer ya da Güler geçerdik.

Geçimini zorlukları arasında yapmak ve katlanmak zorunda olduğumuz şartlara bir de şu virüs illeti eklenince tam anlamı ile yasam savaşına başlamış olduk. Başta önem vermediğimiz salgının bulaşması kolaylaşıp hızı arttıkça çember daraldı ve çevremizdekileri sevdiklerimizi, yakınlarımızı kaybetmeye başladıkça tablo ürkütücü olmaya başladı. Sonrasında yasaklar kısıtlar derken ekonomik ve sosyal buhranlar.

Maalesef hala virüsün etkileri ve tedbirleri altında alışılmışın dışında yavan Bir yeni yıl sureci yasamaktayız. Nihayetinde yeni bir yılla birlikte, her zamankinden daha fazla umutlar, beklentiler gönüllerde ve temennilerde yerini almaktaydı. Sanki bütün umudumuz 2021 isimli kavramsal ve sayısal değişim olacaktı. Bütün sorunlar ve sorumlular 2020 içerisinde çıktığı gibi bitecekti.  Belki gerçekleşir, belki birazı, belki hiçbiri ama sonunda geçen zamanla yaptığımız hesaplaşmada üste çıkmaya çalışsak da olumsuz gerçeklerin pençesinden bir türlü kurtulamıyoruz maalesef. Umutların, hayallerin, hedeflerin yıl içinde acımasız geçen zaman çarkının içinde çarçur olması, hele de gözümüzün önünde olup, kıymetlerini anlayamadığımız aile, eş, dost ve yakınlarımızdan kaybettiklerimizin yerini bir türlü dolduramayışımız, yenik düştüğümüz taraflarımızdandır. Ama ne olursa olsun bu hayat sahnesindeki bize bahşedilen rolü, çoğu bize ait olmayan senaryosu ile oynamak zorundayız.  Her şeye rağmen son nefese kadar bu curcunayı takip etmek zorundayız. Yaşamın içinde doğal afet, deprem salgın vs. gibi kaçınılmaz sorunların yanında temel sorunlardan biri de   geçim kaynağı ile ilgili verilen kararlar, uygulanan politikalardır. Bazı örnekler vermek gerekirse; Süreçte yoğun bir gayretle çalışan sağlık ordusu birçok statüde farklı hak ve imkanlarda çalıştırılması, Sağlık şehitlerinin her gecen gün arttığı bir dönemden geçilmesi, verilen sözlerin unutulması, asgari ücretin Açlık sınırında olması, çiftçi ve esnafların durumu...

Kadere iman ve inanç konusunda tereddütsüz hiçbir problemimiz yok. Ne var ki aleni kendini gösteren bazı haksız hukuksuz iş, işlem ve uygulamalarla kendine avantaj ve her türlü menfaat sağlayarak kul hakkına girmek toplumda kapanmaz yaralar açmaktadır. Allah ta kul da sevmez böyle şeyleri. Bariz yapılan kul hakki ihlallerinden sonra kısmet böyleymiş demeye kimsenin hakki yoktur.

Halk arasında ve dinimizce Kısmet; günümüz sisteminde de sınıflar arası hizmettir esasında. En alt gruplardan üste doğru can pahasına özveri istenir, çok çalışanın az kazandığı ve çok kazananın sözüm ona, kıvrak zekâsı ile az çalıştığı bir fark oluşmakta ve giderek açılmaktadır. Fark derken ekonomik ve sosyal imkanlardan bahsediyorum. Bu konuda özellikle çalışan emekçilerin sözde ekonomi çalışma ve sosyal haklarını koruyan, savunan sendika dernek vs.

Yöneticileri temsilcileri yine kendilerinden bekleneni karşılayamamış temsil ettikleri üyelerden gittikçe uzaklaşmışlardır.  Sonra, her şeyin hayırlısı, kısmet böyleymiş denilerek, haklının hakkıyla ilgili meseleleri araştırmasının, soruşturmasının önüne başarıyla geçilmiş olunmaktadır. Üretimin ve üretkenliğin kutsal bir görev olduğunu düşündüğüm günümüzde, Üretim faktörlerinden işgücü yani çalışan, en önemli faktördür ve bu tabakanın hakkı sonuna kadar verilmelidir ki üretim daha sağlıklı, daha dengeli olsun. Ekonomik ve sosyal imkânlarına kavuşan kendini güvende hisseden bireyler daha bir o kadar toplumun ve ülkenin sağlam huzurlu yapısını oluşturur. Bu da milli bir amaçtır zaten.

Hayat, tüm hızıyla devam ederken yetişebildiğimiz kadarı ile sevincin, huzurun veya hüznün bize düşen payı neyse onu yaşamak ve artık nasıl geçtiğinden çok, nasıl geçeceğiyle ilgilenmek zorundayız. Yeni yıl, Tabi ki herkese eşit fırsatlar güzel imkanlar sunmayacaktır; ama şu sıralayacağımız masum dilek ve temennilerimiz için ortak gayret ve istek gerektirecektir:

Önce sağlık diyeceğiz tatbiki...

Çalışanlarımızın yaşam maliyetlerini gözeterek onurlu yaşama imkânı, üretenlerimizin gelir dengesi sağlanarak aradaki uçurumun azaltılması, kadın ve çocuklarımıza istismarın önlenmesi, toplum yapısının temel taşı aile kavramına önem verilmesi, suç ve suçlu olgularında kişiye göre davranılmaması, özü belli olan toplum ve manevi değerlerimize sahip çıkılması, biriken sorunlar değil yeşeren umutlara rehberlik edilmesi vs.  Daha birçok konuda kocaman yüreklerde her bir olguya küçük sevgi odacıkları inşa ederek başarabiliriz…

Yeni yılın takvimsel değişimden çok beklentilerinizin olması yönünde huzura mutluluğa sağlık içinde ulaşılmasına vesile olması dileğiyle...